NEW YORK, NEW YORK

Güneş Eren, yazdı…

Dünyada eşi benzeri olmayan tek şehirdir New York City. Burayı bu kadar özel kılan birçok şey var aslında…Şehrin kendi insanlari, enerjisi ve bence en önemlisi dünyadaki her çeşit insan ve kültürü bir arada barındırması. Ben Amerika’da yaklaşık olarak yirmi beşin üzerinde eyalet gezdim ve New York City’e üç defa gittim. Bugün kendi deneyimlerimden New York’u yazmaya çalışacağım size.New York’a ilk gidişimi, nereleri gezdiğimi ve hayalimi.

New York’a İlk Gidişim ve Hayal Kırıklığım

İlk New York City’e gidişim tam bir hayal kırıklığıydı. Virginia’dan New York City’e doğru yola çıktık ve yaklaşık olarak sekiz saat sonra ordaydik. Arabayı hemen bir yere park ettik tabi. New York’ta araba sürmek tam bir felaket.  2018 yılının sonu Christmas ve yeni yıla kesinlikle NYC’de girecektim.Bunun üzerine yemin etmis olacağım ki  şehrin o dondurucu havasında bir hafta geçirmeye çoktan karar vermiştim. Yeni yıl kutlamaları Times Meydanı’nda yapılacaktı ve Sting sahne alacaktı.İnanılmaz heyecanlıyım;ama nasıl anlatamam…Fakat öncesinde Christmas haftası olduğu için her yer iğne atsan yere düşmez misali caddeler de, dükkanlar da, parklar da, müzeler de, restaurantlar da her yer ama her yer  tıklım tıklımdı. Uzayan kuyrukların başı var sonu yoktu. Fakat yalnız olmadığımı gördüm her şeye rağmen insanlar kar kış demeden saatlerce  upuzun kuyruklarda bekliyorlardı. Bunlara rağmen ilk gelişimden olsa gerek hiç bozuntuya vermeden gayet mutlu ve meraklı gözlerle keşfetmeye çalışıyordum.Saatlerce yürümeme rağmen kendimi dünyanın merkezindeymiş gibi hissediyordum. Neyseki o büyük gün gelmiş ve yeni yılı kutlamaya hak kazanmıştım. Bunu  bir  ödül olarak görüyor ve sonuna kadar hak ettiğimi düşünüyordum.

Times Meydanı’na hatırladığım kadarıyla iki güvenlik aramasından geçtikten sonra girebilmistik.

Meydana girdiğimizde sahneye yakin olma ümidiyle giris yapmistik fakat işte orada tam bir hayal kirikligi yasadigim ‘an’ oldu ve  resmen  “orda bir sahne var uzakta o sahne bizim sahnemizdir” gibi bir şey oldu. Meydan o kadar kalabalıktı ki sahnenin yerini ancak Times Meydaninin parlak ve devasa reklam panolarından çıkarabiliyordum fakat buna rağmen yine de insanlar meydanı doldurmaya devam ediyorlardı. Bir süre sonra yağmur başladı.Zaten feci bir soğuk bir de üstüne yağmur geldi üstümüz başımız sırılsıklam oldu ve daha da önemlisi donuyorduk resmen.Konserin bitmesine yaklaşık iki veya üç saat vardı fakat  yeni yılda burdan hasta olarak ayrılmayı göze alamadim.Diğerlerini de buna ikna ettim ve meydandan ayrildik. Daha sonra küçük bir Çin restaurantina girdik hemen sicak bir şeyler istedik diğer yandan ıslanan bere ve montumuzu çıkarmaya ve kendimizi ısıtmaya çalısıyorduk. Çorbalarımızı içtikten sonra ve o kış, yağmur, trafik üçgeninde bir uber ile evimizin yolunu tuttuk.  Sonrasında tabi ‘hayaller ve hayatlar‘ modunda yeni yıla Harlem’de kiraladığımız Airbnb’de girdik hep beraber.

Nereleri Gezdim New York’ta 

Nyc’de gezebileceğiniz hem şehrin kendisiyle bütünleşmiş iconic yapılar ve hem de herkes tarafından bilinen meşhur birçok seçenek var.  O yerlerin ve yapıların başında şüphesiz ki Özgürlük Anıtı, Times Meydanı, Central Park, Beşinci Cadde, Brooklyn Köprüsü, Rockefeller Center, Bryant  Park ve Empire State Binası, Radio City Music Hall, Yeni Ticaret Merkezi ve son zamanların en gözde mimari yapısı  Vessel sayılabilir.  Bunlar özellikle benim gördüğüm yerler ve daha gezip görmediğim veya görmek için can attığım birçok yer var. Ayrıca New York’a gidip metrosuna binmemek  çok büyükk bir eksiklik olur.  6th Ave’daki Simit Sarayı’ndan  hemen içeri girip simit yiyipdaha sonra da çay ve Türk kahvelerimizi içmiştik. Benim için çok özlem ve memleket hasreti kokan bir an  olmuştu.Tabiki İstanbul’u, martıları ve vapurdan küçük küçük koparıp attığım simit parçalarını…Bazen bu duygu hiç ummadığınız bir yerde yakalıyor sizi ve o an birkaç saniyeliğine donuyor bedeniniz.Fiziken olduğunuz yerdesiniz fakat ruhunuz çoktan sizi özlediğiniz yere götürmüş ve oradan geri getirmiş oluyor…Kahvelerimizi içtikten sonra Central Park’a doğru yürüdük. Buraya gelip bu parkı görmemek olmaz. Park deyince hayalinizde küçük bir alan canlanmış olabilir bilmeyenler için;fakat bu öyle bir park değil.Muazzam,büyük bir yeşil alan şehrin ortasında.İçinde yok yok…Şehir insanlarının nefes alabildiği tek yer. Parkta koşan insanlar, köpek gezdirenler, yoga yapanlar, resim yapanlar, oturup sohbet eden gruplar, fotoğraf çekenler, çardakta evlenenler…Kısacası  her renkten insan rastlamak mümkün burda.Neyse şimdi sizi Empire State Binası’na çıkartmak istiyorum.Seksen altıncı kattan bu sefer New York ayaklarınızın altında müthiş bir deneyim.Nyc’nin yedinci en uzun binası olan bu yapı sembol yapılarından biri.Genelde önünde upuzun kuyruklar olur ve saatlerce kuyrukta bekledikten sonra  içeri girebileceğiniz  bir yerdir.Asansörü  inanılmaz hızlı, hop bi anda yukarıdasınız. Sonrası mükemmel ışıklı bir şehir manzarası ayaklarınızın altında. Ve son olarak Vessel’den bahsetmek istiyorum. İngiliz mimar Thomas Heatherwick tarafından yapıldı. 2019 yılında ziyarete açıldı. Kısa bir süre içinde insanlar tarafindan muazzam bir ilgi gördü.İkinci sefer New York’a  gittiğimde gezme imkanım olmuştu ve çok beğenmiştim bu yapıyı.Özellikle bakır kaplı bal peteği şeklinde olmasını çok yaratıcı bulmuştum.İçinde asansör var ve ayrıca 154 merdiven yardımıyla yukarıya kadar çıkabiliyorsunuz. Kendinizi kocaman bir bal petegi içindeymiş gibi hissediyorsunuz.

Hayalim Gerçek oldu..! 

Özgürlük Heykeli ya da resmi adıyla Dünyayı Aydınlatan Özgürlük, ABD’nin New York şehrinde Özgürlük(Liberty) Adası üzerinde inşa edilmis. Amerika’nın simgesi olan bu heykel, dünyanın en çok tanınan anıtlarından biridir.  Bakırdan yapılmış bu heykel Amerika’nın kuruluşunun 100.yılı nedeniyle Fransa tarafından Amerika’ya hediye edilmiş.Heykel sağ elinde bir meşale, sol elinde ise hitabe tutar. Heykelin başındaki taç yedi kıtayı temsil eder.Adaya feribot ile gidebiliyorsunuz. Ada üzerinde heykel ve hediyelik eşya mağazası ve küçük bir restaurant var. Burası benim için çok anlamlı bir yer; çünkü hep bir gün bu heykelin altında fotoğraf çektirmek gibi bir hayalim vardı. ‘Özgürlük’ kelimesi benim ruhumu en iyi anlatan kelimelerden biri.Hayalimdeki yerde olmak onu ciplak gözle görmek,ona dokunmak  inanılmaz bir duyguydu.O kadar mutluydum ki sayısız fotoğraf çekmiştim.Sayısız selfieler.Ama nedense hala orda fiziken bulunmak bana rüya gibi geliyordu gerçekten. Kelimelere sığmayacak kadar özgürlük ve mutluluk hissiyle dolup taşmak  cok güzeldi! Daha sonra hediyelik eşya mağazasından üzerinde Özgürlük Heykeli olan iki tane kupa ve magnet almıştım. Buradan kesinlikle elim boş dönemezdim. Her gün o kupadan özgürlük içiyorum!

Ne güzel bir his değil mi özgür hissetmek?

Bir gün hayatıma bu kadar anı sığdırabileceğim hiç aklıma gelmezdi. Bir gün Amerika’nın yarısını gezebileceğim asla aklıma gelmezdi. Bir gün bu hayalimin  gerçek olacağı asla aklıma gelmezdi.

New York’taki yılbaşı gecesinden bu yana iki yıldan fazla zaman geçti. ‘İyi ki yapmışım! İyi ki gitmişim! İyi ki gezmişim!’ diyorum her zaman. New York benim için çok özel bir yer,gezdiğim diğer yerler içinde. Gelecek ay tekrar gidiyorum.Uzun bir aradan sonra tekrar buluşacağız şimdiden çok heyecanlıyım.    

 

 

 

(Visited 18 times, 1 visits today)

Leave A Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir