Tiyatronun Dijital Çağı ve Pandemi

 ÖYLE DE İZLERİZ BÖYLE DE!

Bade Sümen Hamavioğlu, yazdı…

Geçtiğimiz yıl Mart ayında hepimizin hayatına bomba gibi düşen bir virüs, hızla tüm dünyaya yayılan bir salgına dönüştüğünde her şeyi böylesine değiştireceğini tahmin edemedik. Tüm ülkeleri harekete geçiren, sağlık çalışanlarını ön saflara çıkaran, insanların evlerine kapanmasına sebep olan pandemi 1.5 yıl geçmesine rağmen hala bitmiş değil ve yakın zamanda da bitecek gibi görünmüyor. Uzun süredir Yeni Normal olarak adlandırılan bir düzenin içindeyiz. Bu süreçte hepimizin ortak noktası artık maskeler, kolonyalar, dezenfektanlar ve sosyal mesafeler oldu. Öyle ki, sosyalleşmenin ne demek olduğunu bile unutur düzeye geldik desek yeridir. Sosyalleşmenin en güzel hallerinden biri olan kültür sanat etkinlikleri de bu süreçte raflarda tozlanmaya bırakıldı.

Peki Tiyatrolara Ne Oldu?

Türkiye’de ilk vakanın görülmesiyle birlikte Mart 2020’de tüm tiyatro sahneleri perdelerini süresiz bir şekilde kapattı. Sonrasında birçok yerel ve uluslararası tiyatrolar arşivlerini online olarak tiyatroseverlerin izlenimine açtı. Herkes evlerine kapanmış ve gelecekte neler olacağını ön göremiyorken bir yaz bitti. Vakaların azalması ve tiyatro emekçilerinin sahnelerin tekrar açılması yönündeki talepleri neticesinde, geçtiğimiz yıl Temmuz ayında ‘’Kültür ve Sanat Tesislerinde Kontrollü Normalleşme Süreci’’ adlı genelgeyle tiyatrolar kapılarını yeniden açtı. Sosyal mesafe için boş bırakılan koltuklar, salonların düzenli dezenfekte edilmesi için gerekli ekipmanlar ve bu işlemlerin maliyeti, hazırlanan oyunlar için yeterli seyirci kapasitesine ulaşılamaması gibi faktörler bazı küçük tiyatroları kalıcı şekilde etkiledi ve kapılarına kilit vurmak zorunda kalan salonlar oldu. Ayakta kalmayı başaran tiyatrolarsa hem eski oyunlarını sergilemeye hem de yeni oyunlar çıkarmaya devam ettiler. Ancak hepimizin ‘Önce sağlık’ mottosuyla hareket ettiği bu süreçte bilet satışları ne yazık ki yeterli düzeye ulaşamadı. Kapalı bir alanda, birçok insanla birlikte bulunuyor olma düşüncesi bile birçoğumuzu korkutmaya devam ediyor.

Halbuki hepimiz özledik; eş dostla gönül rahatlığıyla oturup eğlenmeyi, sevdiğimiz bir oyuna bilet almayı, hatta fazladan alınan biletleri çevremize dağıtmayı, gün içerisindeki koşuşturmaca bittiğinde tiyatro salonunun yolunu tutmayı, kalabalık salonlarda tiyatro severlerle birlikte başarılı oyunları izlemeyi…

Sırt Sırta Veren Tiyatro Emekçileri!

Bunun yanı sıra tiyatro emekçilerinin de birçok insan gibi işsiz kaldığını, çalışmaya devam etmek istediklerini göz önüne aldığımızda kendimizi etik ve sosyal bir ikilemin içinde buluyoruz. Hal böyleyken tiyatro sektörü de çağın akışına kendini bıraktı ve teknolojinin getirileriyle birlikte farklı bir tiyatro anlayışı doğmaya başladı. Hem ülkemizde hem de diğer ülkelerde tiyatro arşivleri halkın izlenimine online olarak açıldı. Arşivlerin yanı sıra birçok tiyatro online oyunlar sergilemeye başladı.

Yasakların kalkmasıyla birlikte açık hava ve arabalı tiyatrolar 70’lere taş çıkartacak derecede popüler oldu. Açık hava oyunlar sergileme imkanına sahip olan tiyatrolarla, bu imkana sahip olmayan tiyatrolar birbirlerine destek olarak ortak oyunlar hazırladı. İnsanlığın adeta sınava tabii tutulduğu pandemi döneminde, tiyatro emekçileri sırtlarını birbirlerine dayayarak dik durmayı başardılar.

Sanatın Pandemi Çağı: Online Tiyatrolar

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de birçok tiyatro online platformlar üzerinden oyunlarını sergiliyorlar. Ferhan Şensoy tarafından 1980 yılında kurulan Ortaoyuncular Tiyatro Grubu, Youtube üzerinden sevenleriyle buluşuyor. Arşiv yayınlarının yanı sıra, yeni hazırlanan oyunlarını da sergileyen Ortaoyuncular, farklı sosyal medya platformları üzerinden yaptıkları canlı yayınlarla da izleyicileriyle sıkı bağlar kuruyor. Bunun yanı sıra grup, Spotify üzerinden hazırlayıp yayınladıkları Ortaoyuncular Soru-Cevap podcasti ile de ses getirmeye devam ediyor.

Elbette sadece ülkemizde değil, sanatla iç içe olan her ülkede platform yayınları son derece popüler. Öyle ki tiyatro metinleri konuşuldu; Shakespeare, Moliere, Beckett, Çehov metinleri analiz edildi. Hatta video konferans yoluyla tiyatro kursları ve tiyatro etkinlikleri gerçekleştirildi. Okuma tiyatroları, yaratıcı drama çalışmaları, online çocuk oyunları, hikaye anlatıcılığı bu dönemde sıkça karşımıza çıkmaya başladı. Sanatçıların üretme isteği ve seyirciyle bağını koparmama tutkusuyla bu süreç, tüm dünyada benzer şekilde işledi. Dünya tiyatrosunun önemli örneklerini izleme şansını elde ettiğimiz bu dönem, birçok tiyatroseverin tiyatro türlerine, hatta farklı tiyatrolardan Shakespeare eserleri yorumlarına kolayca ulaşmasını sağladı. Shakespeare Globe Theatre, The National Theatre London, Schaubühne Berlin, Münchner Kammerspiele, Balşov Tiyatrosu, Royal Court Theatre gibi dünyanın en büyük tiyatro ekiplerinin tiyatro yorumları sanatseverlerle buluştu. Türkiye’den de pek çok özel tiyatro ve şehir tiyatroları, Youtube üzerinden arşivlerini açarak bu zor zamanda seyircilerle arasındaki bağı devam ettirdi.

Japonya’da Moonlight Mobile Theater adlı tiyatro grubu, Nagoya kentindeki bir alışveriş merkezinde  hazırladıkları performans sanatlarını sergilemeye devam ediyorlar. Peki her hafta  biletleri hızla tükenen bu ekip bunu nasıl başarıyor? Mesafe kurallarını performanslarına uyarlamak adına Peeping Garden denilen dairesel tasarımı çevreleyen her kapıya bir seyirci yerleştiriyorlar. ‘Ce-ee’ oyunu olarak bilinen, ‘Pek-a-boo’ denilen posta yuvasından ya da kapı dürbününden izlenen performansı, seyircilerin beğenisine sunuyorlar.

Her geçen gün dönüşerek yenilik kazanan performans sanatları, dijital tiyatrolar aynı zamanda yeni kavramların da içini doldurmayı başarıyorlar.

Oyunlar bir şekilde sahnelenmeye ve izleyiciyle buluşmaya devam etse de, tiyatro sektöründe de diğer sektörlerde olduğu gibi, görünenin ardında pek de parlak olmayan durumlar söz konusu. Pek çok tiyatro zorunlu olarak kapatılırken, birçoğu da borçlanarak hayatta kalmaya devam ediyor. Zor zamanlardan geçtiğimiz bu günlerde, birçok tiyatro emekçisinin işsiz kaldığı su götürmez bir gerçek. Türkiye’de, İngiltere’de, Almanya’da, Avusturya’da, Belçika’da, Fransa’da ve daha birçok ülkede devlet desteği alamayan tiyatrolar ve emekçileri kepenkleri indirmek zorunda kalıyorlar. Yine de insanlığın en büyük yaşam kaynağı umuttan vazgeçmeden gözümüzü yarınlara dikmeli ve ihtiyacı olan herkesle yardımlaşarak bu süreci atlatacağımıza olan inancımızı kaybetmemeliyiz.

“İnsansız Tiyatro, Tiyatrosuz İnsan Olmaz”

Uluslararası Tiyatrolar Birliği tarafından 60 yıl önce ilan edilen Dünya Tiyatrolar Günü’nün ulusal bildirisini bu yıl Metin Akpınar ve Müjdat Gezen kaleme almıştı. Mart ayındaki bu özel günde, iki usta isim  “İnsansız tiyatro, tiyatrosuz insan olmaz” ifadelerini kullanmışlardı. Uluslararası bildiride ise İngiliz tiyatro ve sinema oyuncusu Helen Mirren imzası vardı. İki yıldır Dünya Tiyatrolar Günü’nü evlerinden kutlayan tiyatroseverler, artık online platformlarda buluşuyorlar.

Yeni kurulan haber sitemizde, yeni başlangıçlarla ve heyecanla yola çıkıyoruz. Zamansız serüvenler yaratacağımıza inandığımız ve başarılı işlere imza atacağımızı umduğumuz her gün bizimdir. Ve yine umarız ki en kısa zamanda yeni normal düzenin ötesinde, alabildiğine normal olacağımız zamanlar yakındır. Sanattan, edebiyattan asla vazgeçmeyen; hayatın bir köşesinde yolları mutlaka sanatla kesişen toplumlar olmamız dileğiyle. Sağlıkla ve sevgiyle kalın…

27/05/2021

KAYNAKLAR

https://www.kadikoyboasahne.com/

https://www.theatredeli.co.uk/news/covid-19-update

@notiyatro

(Visited 24 times, 1 visits today)

Leave A Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir