Z Kuşağı Anlatıyor

Sude Asar, yazdı…

“Sosyal medyanın nesnesi değil, öznesi olmalıyız”.

Z kuşağı, teknolojinin de verdiği yetkiye dayanarak hızlı ve analitik düşünme yetisini bünyelerinde barındıran, özgürlük konusunda keskin çizgileri olan 2000-2012 yılları arasında dünyaya gelmiş bireylerden oluşuyor. Ben de Z kuşağına doğmuş bir birey olarak, dijital dünyamızın yöneticisi olan sosyal medyayla ilişkimizden bahsetmek istiyorum. Sosyal medya, farklı ilgi ve tercihlerdeki tüm kuşakların merkezi ve ortak bir buluşma noktası hâline geldi. Z kuşağı içinse kimlik oluşturma aracı olarak kullanılmakta. OPUS tarafından yapılan araştırmalara göre Z kuşağına bakıldığında en çok kullanılan uygulamanın Instagram olduğu ortaya çıkmıştır (%45,8). Daha sonra ise YouTube gelmektedir(%37,1). Twitter uygulamasını birinci sırada kullandığını belirten katılımcı olmamıştır. Birkaç yıl önce olsaydı bunların arasında Facebook da yer alabilirdi. Fakat Z kuşağının günlük rutin hayatlarında bulundukları çevrimiçi platformların olayları bilgilendiren değil eğlendiren olarak değerlendirmesi ile bu platformları kullanım oranları arasındaki bağlantıyı görüyoruz. Z kuşağını da kendi içinde belirli yaş gruplarına ayırdığımızda daha belirgin özellikler ortaya çıkıyor. Bir üniversite tarafından yapılan araştırmaya göre ilköğretim öğrenimi gören öğrencilerde Youtube kullanımının daha yaygın olduğu ve Youtuber olmak isteyen çocukların çoğunlukta olduğu görülüyor. Tüm zamanlarını video izleyerek geçiriyorlar. Bazılarına gelecekteki mesleğini sorduğumuzda “Youtuber olacağım” diyen, bunu meslek olarak tanımlayan çocuklar var. Lise öğrenimi görenlerde ise kendini istediği görünüme sokarak sosyal medyada beğeni arzusu ile yaygın Instagram kullanımı görülüyor. Farklı filtrelerle fotoğraf çekip hayal ettiği görünüme sahip olduğunu düşünüyorlar. Çünkü günümüzdeki güzellik algısı yüzünden beğenilme ihtiyacı doğuyor.  Hatta en mutlu,en harika anlarda,en mükemmel şekilde gözükmek istiyorlar. Sizce de Narsizme doğru kaymıyor muyuz? Z kuşağı sosyal medyayı kimlik oluşturma amacıyla kullandığında olumsuz duyguların daha hızlı ve geniş çapta yayılım gösterdiği görülüyor. Fakat kendilerini ifade etmek için kullandıklarında sosyal medyanın yararları yadsınamaz bir gerçektir. Bununla ilgili yakın zamanda ülkemizde yaşanan bir olaydan bahsetmek istiyorum. Turizm Bakanlığının yayınladığı bir videoda kendi toplumunun aşağılandığını düşündüler. Bunu ortadan kaldırmak için çabaladılar. Twitter üzerinden başlattığı etiketlerle dünya gündemine girerek büyük bir yankı oluşturdular. Bunun üzerinden yaklaşık 1 gün sonra da video kaldırıldı. Sosyal medyayı hangi amaçla kullanırsak ondan o ölçüde yarar sağlıyoruz veya zarar görüyoruz. Sosyal medyayı hangi yönde şekillendirmek istiyoruz, yararlı mı zararlı mı?

Bir de işin psikolojik kısmını nasıl etkilediğine bakalım. Z kuşağı teknolojiye doğduğu için gelişim evrelerinde sosyal medya kişiliğinin oluşmasında büyük rol oynuyor. Çünkü insanlar doğdukları dönemin sosyo-kültürel yapısına göre hareket etme eğilimindedir.  Bahsettiğim olumsuz duyguların farklı yaş gruplarında belirgin olarak çıkması bu süreçte ailelerin göstermiş olduğu tutumla ilgili. Bu tutumlara bağlı olarak benim gözlemlerimle bireyin benliğini inşa ederken yaşadığı süreçleri nasıl geçirdiğine dair Z kuşağının gelecekteki yapısında iki farklı karakterle karşılaşıyoruz.

İlk karaktere baktığımızda bilinçli ailelerin, çocuklarının gelişim evreleri süresince onların üzerinde sosyal medya kullanımına kısıtlamalar getirmek yerine bilinçli kullanıcı olmayı öğretmelerine bağlı olarak oluşan bir karakter. Gelecekte otokontrolünü sağlayabilen, analitik düşünme yetisine sahip, iş hayatında da olanaklarını değerlendirebilen, özgüvenli, kendini geliştirmeye odaklı bireylerle karşılaşıyoruz. İkinci karaktere baktığımızda günlük hayat telaşlarından çocuklarına yeterince vakit ayıramayan aileler telefon,   televizyon, bilgisayar gibi teknolojik cihazları küçük yaştan itibaren çocuklarıyla tanıştırıp, kendilerine zaman yarattığını düşünürken gelişim evresindeki bireylerin kontrolsüzce sosyal medya ile bağını bağımlılığa dönüştürüyor. Geleceğe baktığımızda bir cihazın bağımlısı olan, üretme değil tüketme odaklı, duydukları ile yetinen, araştırmayan, kendini geliştirmeyen bireylerle karşılaşıyoruz. İkinci karakter yapısının sebebi ailelerin, çocuklarının gelişim evrelerinde bulundukları katkılar ile çocuklarının olumlu ya da olumsuz yönde etkileyeceklerini fark edememiş olması. Bilinçli insanlar arttıkça sosyal medyadan yarar sağlama olasılığı da artıyor. Daha üretken, sorgulayan birinci tip karakterdeki birey sayısı artıyor. Sosyal medyanın bize neler yapabileceğini fark etmek, tüm toplumun önceliklerini değiştirebilir. Fark etmeden bilinçsiz kullanıcı olmaya devam ettiğimizde ise sosyal medya önceliklerimizi olumsuz yönde de etkileyebilir. Bugünlerde bunu sıklıkla yaşadığımızı düşünüyorum. Severek takip ettiğimiz ünlüler ücret karşılığında popüler markalardan reklam alıyor. Sosyal medyayı kullanarak bize ulaştırıyor. Eğer fark etmezsek algımızı yöneterek tüketim alışkanlıklarımızı şekillendiriyor. Başkalarının bizi kullanmasına fırsat vermeden tüketici tutumundan uzaklaşıp üretici olmaya yönelik adımlar atmalıyız.

(Visited 19 times, 1 visits today)

Leave A Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir