Anadolu’da Gazeteci Olmak

Rafşan Yağmur Çelik, yazdı…

1993 yılından bugüne tüm dünyada 3 Mayıs, Dünya Basın Özgürlüğü olarak kutlanıyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün 2021 yılı Dünya Basın Özgürlüğü istatistiklerine göre Türkiye 180 ülke arasında 153. sırada yer alıyor. Durum bu iken 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde kamunun vicdanı sorumluluğunu taşıyan gazetecilik mesleğine yerel bir gözden Anadolu cephesinden baktık.  ‘‘Doğu’da Gazeteci Olmak’’ kitabının yazarı Gazeteci Yusuf Özgür BÜLBÜL ile 3 Mayıs Basın Özgürlüğü Günü’nde ‘‘Anadolu’da Gazeteci Olmak’’ üzerine konuştuk.

 “Ulusal basın, yerel medyadan besleniyor.”

Anadolu’da yerel basının durumunu kendi yaşadıklarınızdan yola çıkarak nasıl yorumluyorsunuz?

Çalışma fırsatı bulduğum için sadece Doğu Anadolu, Güneydoğu ve İstanbul-Ankara basınından bahsetmek gerekirse hepsi için farklı tespitler çıkartıyorum. Yerel basın demokrasiye katkı demek,sadece o il ve ilçeye özgü haberler demek. Bugün Avrupa’ya Amerika’ya baktığımız zaman yerel basının çok daha güçlü olduğunu görüyoruz. Buralarda insanların çok ciddi bir şekilde yerel gazete okudukları gözümüze çarpıyor. Anadolu’da ise hakikaten yerel basın geçmişi dediğimizde çok uzaklara gidiyoruz. Anadolu Gazetesi’nden  bahsedebiliriz yine.Savaş yıllarında birkaç farklı kent örneği var. Kurtuluş Savaşı döneminde özellikle haklı mücadeleyi duyurmak için çeşitli bu şekil Anadolu’dayayımlanan çeşitli gazetelerin gazetecilik faaliyetlerinden bahsetmek mümkün. Güçlü gazetelerin güçlü kentlerdeolduğunu görmek gibi bir algı var. Bu nedenle İstanbul ve Ankara’daki yerel medyanın daha güçlü olduğunun söylenmesi mümkün olsa da Bursa ve İzmir yerel basınının oldukça geniş kitlesi olduğunu görüyoruz. Yerel basının önemli sorunlarından birisi de yeterli ödeneklerin gazetecilere ödenmemesi. Gazeteci sigortasının 212 üzerinden yapılmaması gibi bir çok sorun var. Bu da yerel basının güçlenememesi sonucunu doğuruyor. Yerel güçlenmeyince de ulusal basın güçlenmiyor.

“Yerel basın güçlenmeyince ulusal basın güçlenmiyor.”

Ulusal basında olduğu gibi yerel basında da ailevi ilişkileri gözlemleyebiliyoruz. Eş dostların sigortalarının yatırıldığı, çalıştırıldığı bir ortamda iletişim fakültesinden yeni mezun olmuş birine çok fazla ihtiyaç duyulmuyor. Bu nedenle de iyi haberler yapılmıyor. Basın bültenleri ile çıkarılan gazeteler söz konusu. Yerel basın çalışanlarının mesleki ve maddi olarak güçlendirilmesi gerekiyor. Bizler de aynı şekilde 212 harici çalıştırıldık ve yıpranma hakkımız yok sayıldı. Gazetecilik gerçekten zor bir meslek ve yıpranma payı yüksek. İletişim fakültesinin puanları düştü özellikle son yıllarda.Bu nedenle ondan da söz etmek lazım.Geçmişte,baktığımız zaman hakikaten puanlar çok yüksekti.Çok çok daha geriye gittiğiniz zaman mezunların çoğunun TRT’de ve Anadolu Ajansı’nda iş bulabildikleri bir süreç söz konusuydu. Bir de İletişim Fakültesi öğrencilerinin bir dezavantajı kendilerini yetiştiremiyor olmaları; çünkü rakipler çok fazla ve sadece gazetecilik mezunları değil.Örneğin bir ekonomi gazetesi düşünelim.ODTÜ’den ekonomi mezunu bir öğrenci  gazetecilik yapıyor.Bu sefer gazetecilik öğrencisinin önüne geçmiş oluyor. Maalesef hala bu tür büyük sıkıntılar var.

‘Doğu’da Gazeteci Olmak’ kitabını yazma fikri nasıl oluştu?

“Yerel medya bir çıkış kapısı olarak görülüyor”

 Süreç öncesi gazetecilerin birbirini tutmadığını,yeterince desteklemediğini örgütleşemediğini fark ettik. Ve bunu yaşarken de çalışırken de zaten görüyoruz. Bu eksiklerden yola çıkarak gazetecilerle ilgili ‘Biz acaba neler yapabiliriz?’ fikri oluşmaya başlamıştı. Okul yıllarında bir de birkaç yıllık bir gazeteci geçmişim olduğu için olumsuz süreçlerde ne yapalım diye böyle düşünüyordum. Lisans mezuniyet tez çalışmamın da aynı zamanda, tez formatında değil de uyarlamasını yayınlayalım dedik.Yayın organlarının nasıl çalıştığı, neler yapıldığı, çalışma ilhamını buradan aldı. Ve bu alanda akademik çalışmalar vardı ancak projeler hiç yoktu. Bu tarz çalışmalar son birkaç yılda giderek arttı. Özellikle Uğur Mumcu Vakfı’nın şuan telifli olarak gazetecilere destek sunuyor olması Gazeteciler Cemiyeti’nin veya diğer kuruluşların yine destek sunması gibi.Özetle yerel medyaya yönelik çalışmalar söz konusu; çünkü yerel medya artık bir çıkış kapısı olarak görüyor. Ben de çalışmamda Erzurum, Ardahan, Ağrı, Muş, Hakkari ve Van gibi Doğu Anadolu Bölgesi illerinde görev yapan gazetecilere yer verdim. Bu bölgelerde çalışan yazar, belgesel yönetmeni, haber sunucusu, foto muhabiri, gazete ve haber ajansı muhabirlerini ele aldım. Kitabın özel bölümde ise Van depreminde yaşamını yitiren basın şehidimiz Sebahattin Yılmaz yer alıyor. 7 aylık sürede incelediğim yerel medya aracılığıyla asıl vurgumak istediğimiz şey aslında yerel basının demokrasiyi nasıl beslediğini de göstermekti.

 3 Mayıs Basın özgürlüğü günü hakkında neler söylemek istersiniz?Hem meslek hem de mesleğin geleceği hakkında neler düşünüyorsunuz?

 “Gazeteciler için uzmanlaşma çok önemli”

Gazeteciler için uzmanlaşma oldukça önemli. Örneğin; tarım alanında bilir kişi aradığınızda tarım üzerine yazılar yazan bir gazeteciyle konuşmak istersiniz. Ülkelerin kalkınması adına da gazetecilik çok önemli bir meslek. Türkiye, basın özgürlüğünde 153. sırada yer alıyor.Bu nedenle demokrasinin kuvvetlendirilmesi için daha fazla çalışmamız gerekiyor. Sosyal medya ile herkesin ben gazeteciyim dediği bir ortamda sektörün alanın mezunları tarafından güçlendirilmesini, sarı basın kartına sahip olabilmemizi umut ediyorum.

(Visited 16 times, 1 visits today)

Leave A Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir